Preloader gif

Eskişehir Otogarı

Genel 16.04.2019
Eskişehir Otogarı

Gözlerimi açtığımda bir otogara doğru giriyordu otobüs. Hayır, bu ineceğim yer değildi. Eskişehir garıyla daha önce yollarımız birkaç kez kesişmişti. En son güzel hatıralarla ayrılmadık birbirimizden. Bir de hep çok soğuktu. Orta kapının hemen önündeki pencere kenarındaydım. Ardımdaki kapı açılır açılmaz, içeri dolan havayla ayaklarım ürperdi. Hiç değişmemiş diye geçirdim içimden. İnmek istemedim, birbirini yolculayan insanları seyrettim. Saçları epey seyrelmiş, yüzündeki çizgiler belirginleşmiş, olduğundan daha yaşlı görünmesinde sigaranın sebep olduğunu düşündüğüm ince bıyıklı, orta boylu ve otuzlarında bir adam gözüme çarptı. Hemen önünde, sırtı bana dönük halde duran ve kızı mı acaba diye düşündüğüm biri duruyor. Vücut hatları ve saçlarının canlı siyahlığı ile onun yirmili yaşlarda olduğunu düşündüm. Karşısındaki adamla boy farkları oldukça azdı. Kızı diye düşündüm ama aralarındaki hava, bir an sevgililer mi diye düşündürdü. Adam başını sağına doğru çevirmiş önündekine bakmazken, diğeri ise kafasını ona doğru kaldırmış haldeydi. Arkasından gördüğüm kadarıyla bir şeyler anlatıyordu. Tane tane anlattığını ve anlatırken gözlerinin nemlendiğini düşünüyordum.  Adam ansızın çevirdi başını, bakışından daha iyi anladım kızı değil, gönül yarasıymış gibi bakıyordu. Bu esnada bir iki adım attılar kendi etraflarında, birbirlerinden bakışlarını kesmeden. Onu artık arkadan değil de bana yan dönmüş haliyle çok daha iyi görüyordum. İlk etapta görünce yirmili yaşlarda sanmıştım ama şimdi yüzünü görünce onun da adamla hemen hemen aynı yaşlarda olduğunu fark ettim. Benzer çizgiler onda da vardı, hatta aynı şekilde sigaranın etkisinin olduğunu düşündüm. Onlara bakarken aralarındaki aşkı, acıyı ve yan yana olmalarına rağmen özlemi görüyordum. Sanki bir sarılsalar her şey geçecekmiş gibi bakıyorlardı. Hem dert hem dermansın der gibiydiler. Aralarındaki bu hava içimi daralttı. Gerçek şeyler görmeyeli epey olmuştu. Sahi öyle alıştık ki çevremizde, dizilerde ve her yerde sahte ilişkiler ve sahte sözleri yer alıyordu. Gözlerimi onlardan biraz ayırıp, sağa doğru çevirdim. Orada da başka bir çift vardı. Belli üniversitelilerdi. Üniversitenin verdiği o özgür ruh ve gençliğin verdiği doludizgin duygularla sarılıp öpüyorlardı birbirlerini. Aralarındaki hava, diğer çiftin yarattığı etkiden daha başkaydı. Aşkın sevginin kötüsü olmaz ama nasıl desem… Gençlere bakınca içiniz kıpır kıpır oluyor, ne güzel çift diyorsunuz. Diğer çift için ise yol uzun, dem ağır… Özetle nadir bulunan aşklardandı. Bir diğer çifte baktım sonra tekrar üniversiteli çifte döndüm. Bu Eskişehir otogarı yine bana bir ders verme peşinde gibiydi. Biraz buruk bir halde tebessüm ettim kendi kendime. Hemen yanımdaki otobüs için kalkış çağrıları yükselmeye başladı. İki çiftte hareketlenmeye başladı. Gençler için uzun sarılmalı, öpmeli, bir iki adım atıp geriye dönüp tekrar sarılmalı dakikalara girdik. Oysa diğer çifte baktım. Görmeliydiniz o anı, adamın kadına bakarken kıyamayışını… Uzatmadılar. Adam kadının alnından öptü. Kısa içten sarıldılar. Kadın otobüse doğru ilerledi, basamaklara varmadan adama son kez baktı. Sonra otobüse yöneldi. Adama döndüğümde ise göremedim. Gitmişti. 

Kapattım gözlerimi. Eskişehir otogarından ayrılana kadar göreceğim son şey bu olsun istedim. Bir arkadaşımın sözü geldi aklıma. “Aşk mutluluğu değil, acıyı mümkünse imkansızı ister.” Haklı çıkmıştı. Mutluluk ve aşk birbirlerine sahi bu kadar mı uzak?

Sosyal Medyada Paylaş:
Twitter'da paylaş Facebook'ta paylaş Google+'ta paylaş Buffer'da paylaş Pinterest'te paylaş

“Eskişehir Otogarı” için bir yorum bırak

Email adresiniz paylaşılmamaktadır. Tüm alanların doldurulması zorunludur * *

YORUM YAZIN:

2