Preloader gif

Zaman

Genel 26.01.2018
Zaman

Bir şarkı dönmeye başladı listede…
Bilirsiniz, şarkılar melodi yüklü zaman makinalarıdır adeta, kulağınıza ulaşır ulaşmaz geçmişte bir anda bulursunuz kendinizi. Ben de başka bir anda buluverdim kendimi…
Şarkıyı ilk duyduğumda severek, üst üste defalarca dinlediğimi ve bambaşka duygular içerisinde olduğumu hatırlıyorum. Ve ne kadar çaresiz hissettiğimi…
Bir türlü parçalayamadığım bir fanusun içinde sıkışıp kalmıştı sanki başım. Eski beni özlüyordum; küçük şeylerden mutlu olan, kendi kendine yetebilen, gökyüzüne bakarken gülümseyen, maviyi kovalayan beni…
Huzur falan kalmamıştı bende, canımı yakmaya ant içmiş birinin elindeydi sanki iplerim.
En kötüsü de onun bunu biliyor olmasıydı, kahkahayı basarak geriyordu ipleri.
Zayıf yanını kime göstereceğini iyi seçmeli insan, zira ilk vuracağı yer orası oluyor. Değer verdiğin bir insan, sırf değerini tartmak için yakıyorsa canını  ve sen susmaya çalışıyorsan tüm bunlara rağmen, öyle bir örseleniyor ki ruhun, öyle bir azabın içinde geziniyorsun ki anlatamam.

“Aşık olduğunuz şeyi bulun ve sizi öldürmesine izin verin!” derken ne kadar da haklıymış Bukowski.
Olay burada başlıyor aslında. Çünkü ben, onun beni öldürmesine izin vermemiştim. Boyun eğseydim eğer, belki de uğraşmaya değer dahi görmeyecekti beni. Artmayacaktı bu denli ağrım, kalbime sapladığı bıçağı zevkle çevirmeyecekti.  
“Yakaladım, hakkından geldim senin!” dedikçe hınzırca ensende beliriveriyor duygular…
Ne tuhaf! Hem ölesiye kurtulmak isteyip, hem de duygularına gem vuramamak; merakının kurbanı olmak. Duygunun arkadaşı, umuda kapılıp kendini ha bire yenileyen bir merak! Örümcek ağına yapışmış bir böcek gibi, çırpındıkça biraz daha yapışan ve sonunda yem olan…
Çare? Zaman!
Bu cümle hep sinir bozucu gelir kulağa, “Kim sabredecek?” der insan, iksiri yok mu bunun içeyim, sihri yok mu yapayım ister, ya da olmadı bir zımpara alıp kazımak ister içinden.
Ama zamandan başka çaresi yoktur bu işin.
Evet zaman! Bugün aynı melodiler kulağımdayken, geçerek çare olduğunu fark ettiğim şu mefhum… Parçaladım fanusumu, iplerimi kestim. İçimde bana düşman kesilen ne kadar şey varsa, bir araya toplayıp ateşe verdim. Melodi aynı ama ben değilim; özlediğim beni bulmuş, hasret gidermiş, huzuru oturmuş, zamanın haklı çıkardığı bir ben var şimdi. Daha çok öğrenmiş, “yakalayamaz ki!” diyerek hınzırca gülüp duran o duyguyu ayaklarının altında ezmiş bir ben…
Her cümle sinirle kurulmaz, sakinleşince değişmez her düşünce; birikir, birikir ve gözden düşenin savrulduğu uçurum olur artık. “Ne yapsam bırakmaz beni” diyenin bırakıversin elini, zaten o senin elini gerçekten hiç tutmamıştır. Gözdeki perde iner, gerçekler bir bir ortaya dökülür ve kişi o hikayenin içinden yara almış ama ölmemiş bir gladyatör gibi çıkar gider…
 

Sosyal Medyada Paylaş:
Twitter'da paylaş Facebook'ta paylaş Google+'ta paylaş Buffer'da paylaş Pinterest'te paylaş

“Zaman” için bir yorum bırak

Email adresiniz paylaşılmamaktadır. Tüm alanların doldurulması zorunludur * *

YORUM YAZIN:

2