Preloader gif

Kuş Kadınlar

Genel 08.06.2017
çiçek ve kuş

Kuş Kadınlar

Bazı sabahlar “yerini bulamama” azabıyla uyanırım. Yerini sevmeyen çiçeklerin solup da soluna düşen boynu gibi, düşer yüzüm.

Siz de en az benim kadar bilirsiniz bu hissi. Bilmiyorsanız üzgünüm, bundan sonra yazdığım cümleler derinlerinizde yosun tutan taşları oynatamaz yerinden.

“Yerini bulamama” diyorum, çünkü henüz başka bir adı yok bu hissin benim lûgatımda. Nereye gitse bir yanı yabancı kalanlardanım ben, nelere sahip olsa hep bir şeyi eksik olanlardan. Tutunamayan, tutulamayanlardanım…

“Kuş kadınlar” diyorlar bazıları benim gibilere. Birilerinin istediği şekli almamaya direnen; doğrusuyla, yanlışıyla, hatalarıyla, pişmanlıklarıyla ve de hayalleriyle kendi istediği gibi olmayı hedef seçmiş kadınlara.

Toplumun dışladığı, ama bir o kadar da korktuğu kadınlar onlar, yalnızca kendi kanatlarıyla uçmayı seçmiş kuş kadınlar…

Keşke akıllı teknolojilerle donatılmış ofislerinizde otururken, “yarın sabah İstanbul’a uçuyorum” demek kadar kolay olsaydı bu.

Hiç kanatlarınızın olduğunu hayal ettiniz mi? Özgürce süzülüyorsunuz gökyüzünde… Sahi, özgürlüğü neden uçmaya benzetiyoruz hep? Yüklerimizden kurtulma hissinden mi?

Çocukluğumdan kalmadır havada durabilen şeylere olan merakım. “Uçak örneğin, uçurtma mesela…”

Uçurtmalara “kuş” denilen bir yer tanıyorum ben, “kuş uçurdum” diyorlar cümle aralarında. Kucaklanası…

Bir zamanlar benim de göğüm kuşlarla doluydu. Öğleden sonra çöken pazar mutsuzluğum silinip giderdi penceremden onları izlerken.

Pencereleri çok sevdim hep, göğü getirdiklerinden. Ama kapı önleri oldu kalbimin asıl sahibi. Her an çıkıp gidebilme ihtimalini diri tuttuklarından…

Yerini bulamamanın azabı en çok da kaçıp gitme hissi yaratıyor insanda. Hani bilseydim gitmek fiilinin altını, çift çizgiyle bir tren gibi kusursuzca çizebileceğimi, bir an bile düşünmezdim.

5 yıl oldu, bu azap içimde bir yerlere yıldırım gibi düşeli. O günden bugüne dünya güneşin etrafında 5 kez döndü yalnızca. Bu, 4 milyar yaşında bir dünya için elbette basit eylemdi.

Geri dönmek zorunda kalma ihtimalinin verdiği korku gitmeme engel olunca, kaldığım yerde kendime bir dünya yaratmayı seçtim.

Kendi içimde, yalnızca kendimle yaşayabileceğim bir dünya…

Önceleri bir filmde tam müziğin başladığı yer kadar güzeldi, hatta bazen fırtınalı akşamlarda kedileri apartmana almak kadar bile güzel oldu.

İhtimali bile güzel olan her şeyi almışken dünyama, farkında olmadan o pembe gözlükleri takmışım ben de.

Kendi dünyamda yaşıyorum derken, gerçeğe sırtımı dönüp hayallerle yaşadığımı anlamam geç olmadı. Dışarıda çirkinliğe karşı direnmem gereken bir dünya daha vardı.

Ne o dünyada yer edinebildim kendime ne de kendi yarattığım dünyada.

Yerini bulamamanın azabı var içimde hala, tükenmek bilmeyen…

Ne yaparsam yapayım hayat beni bir şekilde kuş kadın olmaya zorluyor ve ben de artık bazı şeylere yalnızca “kader” deyip geçebilmek istiyorum.

Bazen tanrının varlığına inandırırcasına açan bir çiçeğe dokunmak için duraksıyorum, hafifliyor azabım ve sonra yeniden başlıyor…

Gönlüm uçmayı dilese de kapı önlerine uzak hayatım, pencere önlerine yakın.

Eskiden aç karın kötümserliğime rağmen kanat çırpan umutlarım vardı, şimdi karnım tok ama umudum yok.

Göğümün tüm kuşları öldü, kanat çırpma sırası ben de, ama annemin haberi yok.

Sosyal Medyada Paylaş:
Twitter'da paylaş Facebook'ta paylaş Google+'ta paylaş Buffer'da paylaş Pinterest'te paylaş

“Kuş Kadınlar” için bir yorum bırak

Email adresiniz paylaşılmamaktadır. Tüm alanların doldurulması zorunludur * *

YORUM YAZIN:

Önemli Bilgilendirme : Kaos Günlükleri, Paragon Teknoloji A.Ş.’nin bir markasıdır. Bu sitede paylaşılan yazılar birden fazla yazar tarafından yazılıp, yazıların telif hakkı Kaos Günlükleri’ne aittir. Yazıların iznimiz olmadan paylaşılması halinde gerekli yasal işlemlerin yapılacağını belirtmek amacıyla bir bilgi metni oluşturulmuştur. Kaynak gösterip, gerekli izin alındıktan ve link verildikten sonra paylaşım yapılmasında bir sakınca yoktur. Detaylı bilgi için lütfen iletişime geçiniz.

2